Kimim, neyim, nereden geldim, nereye gidiyorum? Kime soruyorum bu soruları, karanlığa mı? İncecik süzülen mum ışığıyla ne kadar görebilirim tükeneceğini bilerek? Ne kadar aydınlanabilirim? Ağlayan bir kemanın gözyaşları ile susuzluğu dinderme çabaları gibi. Çıkmak gerek karanlıktan
kör olmadan.
Daha fazla kalırsam olduğum yerde; biliyorum, kör olacağım. Göz bebeklerim büyüdü. Büyüttüm! Bir kedi besler gibi baktım, büyüttüm. Uzadı tırnakları, tüğ dökmeye de başladı sanırım gün ışığına ihtiyacı var. Güneşi görmeye... Koşşş! Yalvarırım koş git. Görmek isterken hayatı durma. Belki bu cesareti bir daha bulamazsın esaretken. Öğren hayatı gözlerim. Gör hepsini tek tek, küçült bebeğini. Büyümüş de küçülmüş desin seni görenler. Sert rüzgarlarda dahi kapatma! Tozu toprağı hisset, bırak acısın canın aldırma. Emin ol bu en hafif yaran olacak. Sana öğretilenlerin aksine kapat ağzını aç gözünü. Görünmeyenleri gör, ama olmayana bakma. Şayet kör olursan bir gün o görünmeyenlerle görürsün.

